Çikolata 19. yüzyılda bulunmuştur. Çikolatanın öyküsü çok eskilere dayanır. İspanyol kâşifler Kristof Kolomb ve Hernán Cortés, 16. yüzyılda Orta Amerika’ya yaptıkları geziden yanlarında bir içecekle dönerler. Bu, Mayalar ile Azteklerin öğütülmüş kakao çekirdeklerinin suyla karıştırılmasıyla elde ettikleri bir içecektir. Aztek dilinde “ekşi, acı içki” anlamına gelen “çikolatl” adında bir içecektir. Aztekler bu içeceğin içine biber ve başka baharatlar katarak soğuk olarak içiyorlardı. Aztekler yıllarca kendilerine gelen misafirlere her zaman bu içine acı ve baharat katarak içtikleri çikolatayı sunmuşlardır. Daha sonra ise İspanyollar ise aynı içkiyi şekerli olarak içmeye başlamışlar ve bu şekerli çikolatayı yaygınlaştırmayı başarmışlardır.
Çikolata yüzyıllar boyunca gizemini korumuştur. Fakat çikolata o zamanlar için çok pahalı bir içecekti. Bu yüzden dolayı elit kısımlar tarafından tüketilmiş ve diğer ülkelere yavaş yayılmıştır.  Fransa’ya ve Avrupa’nın öteki ülkelerine ancak 17. yüzyılda yayılabildi.

1700′lerde İngilizler süt katarak içeceğin tadını geliştirdiler. İngilizler süt kattıktan sonra Azteklerin usulü ilgi görmemiştir insanlar artık içine süt katılarak yapılan çikolatayı içmeye başlamış ve bu usul git gide yaygınlaşmıştır. 19. yüzyılın ortalarında yumuşak, tatlı ve yenebilir çikolata yapma yöntemi bulundu. İsviçreliler 1876′da süt ve şekeri çikolatayla karıştırarak bugünkü sütlü çikolatayı yapmayı başardılar. Daha da zaman ilerledikçe şimdi tükettiğimiz fındıklı, fıstıklı, bitter gibi türleri oraya çıkmış ve oldukça çok ilgi görmüştür.

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn